9.2.11

YUMURTA





Yumurta

Bir aksam boynundaki sisligi fark etmesiyle basladi hersey, aynada soyle bir kendine bakti, umarsamadan ve nasil olsa gecer diyerekten sesini cikarmadi, muziginin esliginde kendi agirligini yataginin yumusakligiyla birlestirdi. Pek ruya gormeden, sisligini unutmus bir halde uyandiginda ertesi gun daha simdiden unutmus oldugu sisligine aynada baktiginda sol tarafinindaki cikintinin iyice sismis oldugunu gormezlikten gelemedi, boylece icine hafif bir saskinlik ve biraz panik dalgasi yayildi. Elinde hafif titremeyle ve tereddutle sisligine dokundu hafifce. Iyice sertlesmis ve boynuna baski yapmaya baslamisti. Butun bu olan biteni buyuk bir dogallikla goz ardi etmek geldi icinden, unutmak istedi kendisine ait olmayan parcayi. Her zamanki gibi disari tek duze icerisindeki devinim hayatinda daldi. Bu sirada boynunu sarmayi unutmadi ki tepkilerle karsilasmasindi.

Ogle vaktine kadar her sey olagandi ve bir kez daha unutmustu bile boynunun niye oyle siki sarilmis oldugunu. Bunu dusununce icinde bir urpertiyle uzanan eli boynuna yoneldi. Salinin ardindan, yeni gelisen organina dokundu, onu tartti, buyume var mi yok mu diye kontrol etti sinirli hareketlerle. Tekrar aklina gelince sisligi istahi kacti, ya da daha kotusu midesi bulanmaya mi baslamisti? Aniden kendini susuz hissetti ve hemen etrafinda bir cesme arayip bularak, agzinadan damlata damlata ve her yerine suyu bulastirarak kana kana icti. Terlemeye baslamisti, kendini kontrol etmeye calisti fakat isler kontrolunden cikmis akli dusunemez hale gelmisti. Lavaboda aynada kendine bakmaya zorladi kendini, gozlerini gozlerinin icine dikti. Yuzunu yikadi otomatik hareketlerle, salini kaldirip sisligine bakmak yerine onu bir kez daha goz ardi etmeye kendini zorladi. Kendini kandirdi ve cikti lavabodan.

Iki adim atmisti ki siddetli sanciyla boynu yana kirildi. Gozleri sancidan sonuna kadar acildi, fakat siyah ucusan noktalardan baska gorebildigi ya da acisindan baska duyabildigi hicbir sey yoktu. Gerisin geri lavaboya yoneldi aci icinde. Kalbinin ritmini agzinda hissetmeye baslamisti, buyuk bir carpinti ile beraber kapiya toslayaraktan ve bir sey gormeksizin el yordamiyla kendini iceri atti, hemen ardindan da kiliti kapiya gecirdi. Derin soluklar almaya calisti. Gorusu geri geliyordu yavas yavas. Elini boynuna atmaya cesaret edemedi ilk seferinde, tereddut etti. Sonra gozunun ucuna aynadaki goruntusu takildi. Sali bu curcunada dusmus olmaliydi ve gozu ister istemez hemen boynuna yonelmisti. Boynundaki sislik yesilimtrak ve uc kisimlarinda sari iltihapimsi bir hal almisti. Gozlerini buyuk bir cabayla bu sislikten almis, salini aramaya koyulmustu. Fakat aramasina konsantre olmayi basaramadi. 
 
Birden bir darbe hissetti boynunda. Darbeler siddetlendi ve kendisine ait olup olmadagina inanmakta gucluk cektigi bu cismin hareketleri gozle gorulur bir hal aldi. Bakakaldi, yerinde titreyerek ve hicbir anlam veremeyerek. Kabullenmek istedi ilk once. Sonra buyuk bir tiksinti bu istegini karin sancimalarina birakti. Alnindan terler bosaliyordu. Kendisinin nefes alip verme frekansi arttikca, cigerlerindeki sokla gelen baski siddetini arttiriyor ve nefes almakta zorlaniyordu. Ilk once kizarmaya sonra morarmaya basladi surati. Bu sirada sisliginin etrafindaki damarlar morlasarak iyice belirgin hale gelmis ve patlayacak gibi kalp atisiyla beraber damarlari boynunda atmaya baslamisti. 

Kapida tiklama sesi duydu, ses tonundaki panik ve korkuyu bastirmis olup olmadigini dusunmeden, bir dakika diye bir seyler geveledi agzinda. O anda muthis bir adrenalin salgilandi butun bedeninde ve tek bir dusuncede toplandi butun bu adrenalin. Sisliginden kurtulmak. Adrenalin ile beraber gorusu iyice netlesmis, akli berraklasmis, boynundaki zonklmaya varan agri bastirilmis ve ondan kurtulmak icin ucu sivri bir cisim ararken akli ne kan kaybindan olebilecegini ne de canini ne kadar aciyacagini dusunebiliyordu. Bu sirada kapi bir kez daha biraz daha siddetli ve uyarici bir tonla vuruldu. Hic sesini cikarmadi ve orada yokmus gibi davranarak ceplerini yoklamaya koyuldu. Eline sivri bir cisim takildi birden. Ic ceplerinden birinde bulundurdurugu tirnak torpusuydu. Torpuyu elinde tartti, yeterince saglam olmasini diledi ve ucunun gozune yansiyan sivriligine bakti. Kaslarini catti, ciddilesti ve hic dusunmeden, bir cerrahin netligiyle  torpuyu boynuna goturdu. 

Icinde birden bir ferahlama hissetti, henuz torpu boynuyla temasa gecmemisti ki boynundaki sislik derisini yararak igrenc ve yogun yesil salyalara ve kana bulanmis halde yariktan disari cikiyordu. Bu bir yumurtaydi. Hemen elindeki torpuyu bir kenera firlatti ve parmaklarini boynundaki yariktan iceri sokarak yumurtanin cikmasina yardimci oldu. Acisi dinmisti, bulantisi da. Bu olaganustu olaya kendini birakmis, ne akan kan, ne kapidaki yumruklar onu etkilemiyordu artik. Kalbi atmiyordu sanki, zamandan ve mekandan soyutlanmis, baska bir boyuta gecmis ve sadece elinde tutmakta olan bu yumurtayi inceliyordu. Onu hissediyordu. Icindeki kipirdanisi ve sicakligi hissediyordu. Kendi yarasindan akan kan yavas yavas yogunlasiyor ve artik oluk oluk akmiyordu, hatta yarasi kapanmaya bile baslamisti. Ruya mi goruyordu acaba, hic sorgulamadi. Her seyi o anda kabullendi. Kendini ruyasina birakti ve elinde tutmakta oldugu yumurtasina odaklandi. 

Kapinin aniden siddetle tekmelenmesi, arkadan savrulan merak ve kizginlik dolu sozler birden irkilmesine neden oldu ve bu irkilmeyle beraber elindeki yumurta kayarak lavaboya dustu ve kirildi. Iste o zaman butun ruya sona erdi ve yumurtanin icinden beyaz salyamsi bir siviyla beraber bir gaga, acilmamis kanli gozler ve henuz tuyleri olmayan kanata benzer iki uzuv gozuktu. Ayaga kalkamiyordu hayvan – yaratik – ayagi kirilmis gibi duruyordu, aci icinde garip sesler cikariyordu. Agzi acik bir sekilde butun bu olan biteni izlerken artik gercek dunyaya girmis, boynundaki agriyi tekrardan hissetmis, kapinin vurus siddeti basinin zonklamasina da iyice katilmis ve dusunemez halde istedigi tek sey butun her seyden kurtulmakti. Bir yumru seklinde midesi kasildi, hemen oraya yumurtanin hala icinde bulunan ve ciyaklayan yaratigin ustune, gozleri kararmis bir halde cikariverdi safra kesesindekileri. Dusunemiyordu ve goremiyordu artik, hava cigerlerini yakiyor ve beynine giden az oksijenden bayilma noktasina gelmek uzereydi. Hemen muslugu acti, lavabonun uzerinde durmakta olan yaratigi unutarak yuzunu buz gibi suyla yikadi, yikadi ve yikadi. Sonra kendini tokatladi. Biraz biraz soktan cikiyor, panik dalgalari yavasliyor ve ne yaptiginin farkina varmaya basliyordu. Gozunun icine icine dikti bakislarini, butun bunlarin bir hayal olmasi gerektigini dusundu, arzuladi, istedi. Emin degildi. Cunku yaratik bogularak olmus bir vaziyette lavaboda cansiz durmaktaydi, kabugunun kiriklari ise etrafina sacilmis durumdaydi. Bir pecete bulup onu oylece alip klozetin icine firlatti, ayagiyla da sifonu cekti. Tuvaletin icine bakmadan ellerini ve lavabodaki agir ve igrenc sivilari temizledi, boynundaki kani sildi, ustune ceki duzen verdi, firlatmis oldugu torpusunu bulup ic cebine yine yerlestirdi, salini da yerde bularak yarasini sardi ve sifonu cekmis oldugu tuvalete cikmadan goz atarak her seyin yoluna koydugundan emin oldu. Kilidi acmadan once ozur diledi ve bagirsaklarinin bozuk oldugu bahanesiyle kalabaligi ve sirayi yatistirdi. Hicbir sey olmamis gibi kendini acik havaya atti. Ne soktaydi, ne de agrisi vardi. Her sey cok normaldi. Gokyuzu bulutsuz ve taptaze bir hava vardi. Havayi cigerlerinin en derinlerine kadar cekti. Cigerleri yanmiyordu. 

O gece yatagina yatip gozlerini kapar kapamaz uykusuna daldi. Ruyasinda bir yaratigin tepesinde ucarken gordu kendisini, cok mutluydu ucmaktan ve yeni dostuyla beraber olmaktan. Yenilenmisti…

Orkan Sipahi 
29.1.11 – LONDON
(Duzenleme: 9.2.11 – Anadolu Saglik Merkezi Johns Hopkins –Teshis 8. Gun)